25 Mayıs 2009 Pazartesi

Evrim Sempozyumu ve Ev partisi :)

Haftasonum şah-hane geçti! Aylardır düzenlenmesini beklediğim 2.Evrim ve Bilim Sempozyumu için yalvar yakar izin aldım, çünkü siz normal insanların aksine biz köleler haftanın 6 günü (ben üst düzey köle olduğum için 7 günü) çalışmaktayız sabah 9 akşam 8 mesaisi ile bir nevi burda yaşıyoruz da denebilir aslında.. Her neyse herkesleri sabah 8.30 da gelmeleri için örgütledikten sonra her zamanki gibi orda olmam gereken saatte uyanınca, paldır küldür evden attım kendimi. Boş zamanlarında GPRS sistemi olarak çalışan ablam da son anda gelmeye karar verdiğinde artık arabayla gitmemiz için önümüzde hiçbir engel kalmamıştı. Benzinimizi doldurup Etiler cenahlarına doğru yola çıktığımızda saat neredeyse 9u geçmişti, ancak Ayça'nın müthiş şöförlüğü ve trafiğin bizden yana olmasıyla 9.30 da (iki kere de kaybolmamıza rağmen) Boğaziçi'nin uçaksavar kampüsüne vardık. 2004ten beri ehliyetim var, 1 küsür senedir de fiilen araba kullanıyorum ama daha karşıya geçmeyi düşünmemiştim bile..Ondan benim için ayrı bir tecrübeydi karşıya geçmek, "geçiyoruuuum karşıya geçiyorrrruuuum" diye çığlık ata ata köprüyü aştık, arkadaşlarımızın yanına vardık. Şöyle de bir konuşma geçti yazmadan edemiyecem

8. yol tarifinden sonra pes edip "random" bir şekilde bulduğum ilk sağdan kaptırıp Etiler'in arka sokaklarında Uçaksavar kampüsünü ararken Gülçin bir anda

G- Ayça burdan sağa dön

A- Neden lan? Düz gidin dedilerdi ya.

G- Ya içime öyle doğdu.

A- İçine sıçarım senin! ya yanlış çıkarsa? tekrar mı dön...aaa geldik lan!



Sonrası malum, seminer işte. Dinle, ara ver, dinle, arada çişe git, kahve iç, öğle tatilinde yemek yiyecek yer ararken güneşin altında heder ol, biraz keyif yapalım diye bir oturumu atla, gelmeyen arkadaşları - uyuyakalanları dürt, yol tarif et, biraz daha keyif, biraz daha seminer derkeeen gün bitti. Herkes evine gitmeyi düşünürken "arabalı insan" olarak herkesi bize gelmesi için ikna ettim. Özlem hariç, kızcağızın ablası evleniyordu ona rağmen akşama kadar kaldı bizim için dahasını isteyemezdik tabi.



Efendim benim küçük toramana Gökhan Özlem Nezmi Sare Gülçin ve ben doluştuk, yolda kardeşim Gülnurla kocası Çağatayı da arayıp bize çağırdık. Erkekler alışverişi yapıp bahçede keyif yaparaken kızlar da evde hummalı bir şekilde açları doyurmak için yemek hazırladı. 2 paket kıymalı makarna, salata, acur bucur çekirdek kedi köpek ve birsürü fincan çaydan sonra geceyi Gülnurlarda noktaladık. Sabahı mı desem yoksa... Sohbet muhabbet gül oyna derken çok eğlenceli bir geceydi yahu. Bakınız geceden bir kaç kare:








Akşamdan kalma bünye, tabi ertesi günü seminer meminer göremedi. Ama o kadar şahane bir kahvaltı ziyafeti çekti ki günün geri kalanında yemek yemeyi unuttu. o kadar yani... Ne ararsan var:
Pazar kahvaltılarının vazgeçilmezi: Menemen!
Şımarık çocukların Pazar kahvaltısı: Sosis!
Sağlıklı insan Pazar kahvaltısı: Domates-Peynir-Salatalık
Egeli insan Pazar kahvaltısı: Kekikli Zeytinyağı!

Sohbet muhabbet her zamanki gibi çok maksimumdu (maksimum değil, çok maksimum. dikkat çekerim) guitar hero ve lacoste'un yeni adver-game'inin turnuvalarından sonra (hepsinde Nezmi'ye yenilerek) bir evde playstation olmasının ne kadar tehlikeli olacağını kendimize mütemadiyen hatırlatarak kaçtık o evden.İvediyetle...Yalnız paraya kıyıp o guitar hero adlı şeytan malzemesinin enstrümanlarını alıp, aynı tayfayı bir eve kapama planım var. Çok "evil" bir band kurarız gibime gelmekte.


Geceyi de Süreyya Operasındaki Ayla Erduman ve Ayşegül Sarıca'nın müthiş konseriyle bitirerek entelektüelitenin de dibine vurdum hani.




Malum yakında yolcuyum, ondan dolayı her arkadaş toplantısı, her güzel anı, her kahkaha "aklıma kazımam gereken güzel hatıralar" dosyasına save ediliyor şu günlerde. Gitmeden bunlardan bir sürü cigabaytlık daha save etmek istiyorum.. Burayı hakikaten çok özleyeceğim.

1 yorum:

  1. Merhaba Bloodia Hanuuum, sizinle tanışabülür müyük acaba? Çok beğeniyrüm sizü, yazdıklarınız benü benden alüür (:

    Yavrum benim be! İşte bu! Bu bu bu!

    YanıtlaSil